01.04.2026
Türkiye’de artan kadın cinayetleri, toplumsal olduğu kadar psikolojik boyutlarıyla da ele alınıyor. Uzmanlara göre bu cinayetler çoğu zaman önceden uyarı işaretleri veriyor. Bu kapsamda İstanbul Arel Üniversitesi’nde düzenlenen “Türkiye’de Kadın Cinayeti Faillerine Klinik ve Psikanalitik Bir Bakış” başlıklı eğitimde, faillerin davranış dinamikleri bilimsel bir perspektifle değerlendirildi.
Kadın cinayetlerine karşı toplumsal bir direnç oluşturmak ve genç nesilleri bu hayati konuda eğitmek amacıyla düzenlenen anlamlı etkinlik, İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi’nde kapılarını açtı. “Toplumsal farkındalık” ve “bilinçlendirme” ana ekseninde şekillenen programa, öğrenciler katıldı. Şiddetin sinyallerini önceden okumanın ve toplumsal dönüşümün öneminin vurgulandığı eğitim, geleceğin uzman adayları için bir rehber niteliği taşıdı.
Genç Nesiller İçin Farkındalık Eğitimi
İstanbul Arel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zeynep Tekkuş Set, konuşmasına Türkiye’yi derinden etkileyen kadın cinayetlerine değinerek başladı. Emine Bulut, Pınar Gültekin ve Gizem Olgun anılarak sözlerine giriş yaptı. Set, kadın cinayetlerinin arka planındaki psikolojik dinamiklerin anlaşılmasının önemine dikkat çekerek, bu tür olayların çoğu zaman önceden sinyaller verdiğini vurguladı.
Faillerin Psikodinamik Yapısı Ele Alındı
Tekkuş Set, kadın cinayetlerinin genellikle ani gelişmediğini; öncesinde kontrol etme isteği, sahiplenme duygusu ve yoğun kıskançlık gibi unsurların belirleyici olduğunu ifade etti.
“Sevgi Değil, Kontrol Arzusu”
Cinayetlerin çoğu zaman “aşk” ya da “sevgi” ile gerekçelendirildiğini belirten Set, bu yaklaşımın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Bu tür ilişkilerde sevgi değil, kontrol kurma ve güç elde etme isteğinin baskın olduğunu vurguladı.
Cinayet Öncesi Sinyaller
Eğitimde, risk göstergesi olan davranışlara dikkat çekildi:
- Aşırı kıskançlık ve partneri izleme
- Sürekli kontrol etme isteği
- Tehdit, aşağılama ve psikolojik baskı
- Ayrılık veya boşanma sürecine tahammülsüzlük
Ayrılık Süreci Kritik Bir Eşik
Kadın cinayetlerinin önemli bir bölümünün ayrılık ya da boşanma sürecinde gerçekleştiğini belirten Set, bu dönemin failler tarafından “kontrol kaybı” olarak algılandığını ve saldırganlığı tetikleyebildiğini ifade etti.
Toplumsal ve Ruhsal Boyut Birlikte Değerlendirilmeli
Eğitimde, kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel değil, toplumsal ve kültürel boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı. Erken farkındalık ve önleyici çalışmaların önemi öne çıktı.
“Şiddet Önceden Sinyal Verir”
Tekkuş Set, kadın cinayetlerinin büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, şiddetin çoğu zaman önceden sinyaller verdiğini ve bu sinyallerin doğru okunmasının hayati önem taşıdığını belirtti. “Türkiye bağlamında kadın cinayetinin özgül niteliği şu şekilde özetlenebilir” diyen Doç. Dr. Zeynep Tekkuş Set, “ Kadın cinayeti çoğu kez kadının yaşamına son vermekten önce, onun iradesini, ayrılma hakkını ve özne oluşunu cezalandırmaya yönelen bir kontrol rejiminin son aşamasıdır. Kadın “gitmek”, “reddetmek”, “boşanmak”, “başka bir hayat kurmak” istediğinde, bazı failler bunu ilişki kaybı olarak değil, kendi iktidarlarının ve benlik düzeneklerinin çöküşü olarak yaşamaktadır.” İfadelerini kullandı. Kadın cinayetlerinin büyük oranda önlenebilir olduğuna dikkat çekilen eğitimde, şiddetin “görünmez” sinyallerinin doğru okunmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. Gençlerin bu konuda bilinçlenmesinin toplumsal dönüşümde en kritik adım olduğu vurgulanırken, farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği bir kez daha ortaya kondu.


