29.04.2026
Arel Üniversitesi’nde düzenlenen Uluslararası Tasarım Günü sergisi dolayısıyla açıklamalar yapan Prof. Dr. İsmail Melih Baş, tasarımın yalnızca bir ürünle sınırlı olmadığını vurguladı. “Eski tas, eski hamam dönemi geride kaldı” diyen Baş, Türkiye’nin küresel yenilik yarışında daha üst sıralara çıkabilmesi için “tasarım odaklı düşünce” yaklaşımına geçişin kritik bir gereklilik olduğunu ifade etti.
27 Nisan Uluslararası Tasarım Günü, bu yıl “Aradaki Boşluklar” temasıyla tasarımın insan ilişkileri, aidiyet ve toplumsal bağlar üzerindeki görünmez gücünü kutluyor. Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Melih Baş, bu anlamlı günde tasarımın ekonomik değerden toplumsal dönüşüme uzanan kritik rolünü anlattı.
Tasarım Bir Nesne Değil, Bir “Deneyim” Yolculuğudur
Tasarımın genellikle sadece somut çıktılar üzerinden değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Baş, asıl etkinin fiziksel, dijital ve duygusal eşiklerde yaşandığını ifade etti. Tasarımın bir mal veya hizmet aracılığıyla bireye onurunu geri kazandırabileceğine dikkat çeken Baş, tasarımcıların ve toplumun “Düzlemler Ülkesi”ndeki gibi iki boyutlu değil, çok boyutlu düşünmesi gerektiğini vurguladı. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayınlanan Küresel Yenileşim Endeksi verilerini paylaşan Prof. Dr. Baş, Türkiye’nin 139 ülke arasında 43. sırada yer aldığını hatırlattı. Özellikle yaratıcı mal ve hizmet dışsatımında 93. sıraya kadar gerileyen tabloda, çıkış yolunun “Tasarım Odaklı Düşünce” (Design Thinking) olduğunu belirtti.
“Çok Çalışan Değil, Şık Çalışandır”
Üretilen mal veya hizmetin angarya değil, yaşam renk katan bir süreç olduğunun bilincinde olduğunu ifade eden Melih Baş, “Elinden gelenin en iyisini yapmanın değil, kendini aşmanın gerekli olduğunun ayrımındadır. Yakınarak sorunun bir parçası olmak yerine çözüm bularak çözümün bir parçası olur. Çok çalışan değil, şık çalışandır. Zaman yönetiminde yetkinlik kazanmıştır. Aykırı görüşlere her zaman açıktır. Sözlü kültürden yazılı kültüre geçmiştir, kayıtlama ve raporlama geleneğini kazanmıştır. Konusuyla ilgili gelişmeleri izleyendir. İşleri yaparken adil ve rekabercidir (rekabet ve beraberlik = Coopetition ). Fiziksel sermaye kadar entelektüel sermayenin de (bireysel ve de şirketsel) farkındadır. İmitasyondan (taklitten) inovasyona (yenileşime) doğru giden yolu bilir. Belirsizlikleri ve riski yönetme yetkinliği kazanmıştır. Proje yönetimi yetkinliği kazanmıştır” dedi.
“Aykırı Görüşlere Her Zaman Açıktır”
Tasarım odaklı düşünen yöneticinin özelliklerini anlatan Baş, “Bakan değil görendir. Meraklı olup sorgulayandır. Değer yaratma sürecinde yöntemin önemini kavramıştır. Edilgen değil etkendir. Hem öz güdüleme hem de özdenetim özelliklerine sahiptir. İnsanlar, nesneler hakkında toptancı değil seçicidir. Ayırıcı değil, toplayıcı ve birleştiricidir. Sezgisel kapasitesi yüksektir. Kasaba kültürü tuzağına düşmez. Sert güç değil, yumuşak güç kullanımına önem verir. Üretilen hizmetin değer yaratması gerekliliğinin bilincindedir” ifadelerini kullandı.
Katma Değerin Anahtarı: “Gülümseme Eğrisi”
Şirketlerin üretim sürecinde aslan payını nerede kazandığı sorusuna “Gülümseme Eğrisi” ile yanıt veren Baş, en yüksek katma değerin tasarım ve Ar-Ge aşamalarında oluştuğunu kanıtlarıyla sundu. Değer odaklı bir tasarımın; yarar, maliyet ve müşteri karakteristiği denklemi üzerine kurulması gerektiğinin altını çizdi.
Tasarım Odaklı Yöneticinin 24 Altın Kuralı
Prof. Dr. Baş’a göre yeni nesil yönetici sadece “bakan” değil, “gören” kişidir. İşte tasarım odaklı bir yöneticinin portresi:
- Aykırı Görüşlere Açıklık: Statükoyu sorgulayan, meraklı bir zihin.
- Yumuşak Güç: Sert güç yerine ikna ve ilhamın gücünü kullanma.
- Coopetition (Rekaberlik): Hem adil bir rekabet hem de güçlü bir iş birliği yeteneği.
- Çeviklik: Kasaba kültürü tuzaklarından ve “çalınan dikkat” probleminden arınmış bir yönetim anlayışı.
“Üçüz Dönüşüm” ve Sürdürülebilirlik
Tasarım odaklı düşüncenin dört temel kuralını (İnsan odaklılık, belirsizliği yönetme, yeniden tasarım ve somutluk) açıklayan Baş, geleceği şekillendirecek “Üçüz Dönüşüm”e dikkat çekti: Dijital, Ekolojik ve Toplumsal Dönüşüm. Bu sürecin pusulası ise Birleşmiş Milletler’in 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı olmalı.
Çözüm: Şık Çalışmak ve Kendini Aşmak
Prof. Dr. İsmail Melih Baş son olarak , “Yoğun emek harcamak değil, verimli ve akıllı çalışmak; sadece elinden gelenin en iyisini yapmak değil, kendini aşmak önemlidir.” diyerek, Türkiye’nin küresel rekabetteki boşlukları ancak bu zihinsel sıçrama ile kapatabileceğini belirtti.



