fbpx

Okullarda Güvenlik Yetmiyor! Psikolojik Destek Şart

24.04.2026

Son günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da eğitim kurumlarına yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar, Türkiye’nin gündemi derinden etkiledi. Okulların güvenliği tartışmaya açılırken, İstanbul Arel Üniversitesi Uzman Psikolog Yeliz Arda, bu şiddet dalgasının ardındaki karanlık psikolojik süreçlere ışık tuttu. Arda, saldırıların sadece birer güvenlik sorunu değil, derin bir sosyal ve ruhsal krizin dışavurumu olduğunu vurguladı.

Neden Okullar Hedefte?

Uzman Psikolog Yeliz Arda, okullarda yaşanan saldırıları değerlendirerek: “Bu eylemlerin temelinde derin psikolojik dinamikler var” dedi.

2-Aidiyet Eksikliği ve Toplumsal Dışlanma

Şiddetin öğrenilebilen bir davranış olduğunun altını çizen Arda, “Modern çağın getirdiği yalnızlaşma, gençlerin kendilerini hiçbir yere ait hissetmemesine neden oluyor. Ailesinden ve okul ortamından duygusal destek alamayan bireyler, radikal düşüncelere veya şiddet içerikli alt kültürlere daha açık hale geliyor. Şiddet öğrenilebilen bir davranıştır. Yaşadığı sorunları, kızgınlıkları hayal kırıklıkları ile nasıl baş edebileceğini bilemeyen gençler yaşadıkları bu duygularla baş edebilmek için şiddeti kullanabiliyorlar. Çünkü güç gösterisi onların var olduğunun ve farkedilmenin bir aracıdır. Hiçbir çocuk ve genç yaşamadığı, tanık olmadığı şiddeti bir başkasına uygulamaz” dedi.

3-Dijital Şiddetin “Kahramanlık” Yanılsaması

İnternet dünyasında paylaşılan şiddet içeriklerinin romantize edilmesi, özellikle kimlik arayışındaki gençler için tehlikeli bir model oluşturduğunu belirten Arda, “ Gençler dijital oyunları sadece eğlenmek için oynamazlar, kimlik oluşturmak için de dijital oyunlar oynarlar. Arda, saldırganların bu eylemleri bir ‘intikam alma’ veya ‘ismini duyurma’ aracı olarak gördüğünü belirtiyor: “Şiddet içerikli oyunlar, filmler ve şiddet içeren müzikler gençlerin şiddeti normalleştirmesine ve güç elde etmenin silah kullanmayla elde edebileceği algısı oluşturuyor” sözlerine ekledi.

4-Saldırgan Profillerinin Patolojik ve Psikolojik Durumları

Saldırganlık davranışının altında yatan nedenler arasında sadece dijital oyunların etkisi olmadığını söyleyen Arda, “Çocuk ve gencin genetik olarak yatkınlığı veya daha sonradan yaşadığı travmalara bağlı olarak gelişen bazı patolojik nedenler de öfke ile birlikte şiddet davranışına dönüşebilir. Birçok saldırganın temelinde derin bir umutsuzluk yattığı ve eylemlerinin aslında bir tür “genişletilmiş intihar” (murder-suicide) olduğu gözlemlenmektedir. Bununla birlikte, nörolojik olarak kişilik bozuklukları da nedenler arasında diyebiliriz. Örneğin Duygu Durum ve Kişilik Bozukluklarından Depresyon, Ntisosyal Kişilik Bozuklukları, Bipolar, Borderline, Anksiyete Bozukluklarından bahsedebiliriz. Kişinin ruh hali ve enerjisinde aşırı, süreklilik arz eden değişimlerle karakterize, yaşam kalitesini bozan, kendini ve dünyayı algılama biçiminde, davranışlarda kalıcı, katı ve uyumsuz örüntülü zihinsel hastalıklardır. Mutlaka ilaç ve psikoterapi yöntemlerle klinik olarak tedavi edilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Görünmeyen Ama Tehlikeli Sinyaller: “Facia Geliyorum Der”

Yeliz Arda, bu tür trajedilerin önlenmesinde en kritik noktanın “erken uyarı sinyallerini” doğru okumak olduğunu belirtiyor.

  • Ani Davranış Değişiklikleri: Yeme ve uyku düzeninde farklılıklar, yalnız kalma isteği, sevdiği arkadaşlarıyla bile görüşmeme, sosyal geri çekilme, aşırı ve ani öfke patlamaları veya silahlara duyulan patolojik ilgi.
  • Sosyal Medya Paylaşımları: Şiddet imaları içeren, veda niteliği taşıyan veya bir grubu hedef gösteren içerikler.
  • Empati Yoksunluğu: Çevresindeki canlılara veya nesnelere zarar verme eğilimi. Özellikle hayvanlara ve diğer canlılara zarar verme eğilimi.
  • İntihar veya İntikam Alma Planlarını Paylaşma/İfade Etme: “Bu dünyada yaşamak istemiyorum”, “Tüm yaptıklarınızın bedelini ödetmek istiyorum”, “Bir gün mutlaka intikamımı alacağım” gibi ifadelerle öfkesini paylaşma eğilimi.

 

“ Sadece Güvenlik Değil, Psikolojik Destek Şart”

Güvenlik kameraları ve turnikelerin tek başına yeterli olmayacağını savunan Uzman Psikolog Yeliz Arda; çözümün toplumsal olarak ele alınması gerektiğini, bu durumun bir ekosistem sorunu olduğunu söyledi. Arda son olarak şu ifadeleri kullandı: “Eğitim evde başlar; hem okulda hem de sosyal hayatta devam eder. Öncelikle anne babaların dijital okuryazarlık ve çocuklarının davranış farklılıkları konusunda bilinçlenmesi çok önemli. Aile sistemin dışında değil, merkezinde olmalıdır. Eğitim-öğretim hayatı içerisinde riskli öğrencilerin tespit edilebilmesi adına ‘psikolojik risk taraması’ yapılması ve ‘erken uyarı mekanizması’ kurulması gerekmektedir. Okullar sadece akademik olarak değil, psikolojik risk profiline göre de yönetilmelidir. Eğitim kurumlarında sadece bilgi yüklenen yerler değil, duygu yönetiminin öğretildiği alanlar olmalı. Rehberlik servisleri daha aktif hale getirilmeli ve her öğrencinin ‘görüldüğü’, ‘duyulduğu’ bir iklim oluşturulmalıdır. Aileler ise çocuklarıyla sadece notları değil, hissettikleri hakkında konuşmayı alışkanlık haline getirmelidir.” Bu tür şiddet olaylarının hiç yaşanmaması adına toplumun tüm ilgili birimlerinin ve tüm vatandaşlarımızın desteğiyle bilinçlenerek hareket etmesi gerektiğini belirten Arda; ruh sağlığı yatırımlarının bir lüks değil, toplumsal bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. Psikolojik destek “iyi niyet uygulaması” değil, sistem altyapısıdır.