20.05.2026
İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Arel USAM iş birliğinde düzenlenen “COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum” sempozyumunda; iklim krizi, adil dönüşüm, enerji politikaları ve sivil toplumun rolü çok boyutlu şekilde ele alındı. Akademisyenler, çevre aktivistleri ve uzmanlar, Türkiye’nin COP31 sürecindeki stratejik konumuna dikkat çekti.
Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanması, iklim politikaları ve sivil toplumun rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Bu kapsamda İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel USAM (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi) iş birliğiyle düzenlenen “COP31’e Giden Süreçte: Türkiye’de İklim Adaleti ve Sivil Toplum” başlıklı sempozyum, iklim krizine karşı geliştirilecek adil dönüşüm politikalarını ve toplumsal katılımın önemini kapsamlı şekilde tartışmaya açtı.
İklim Verileri ve Adil Dönüşüm Vurgusu
14 Mayıs 2026 tarihinde Dr. Öğr. Üyesi Canan Özcan Eliaçık moderatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyumun ilk konuşmacısı Yeşil Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Teke oldu. “Adil Dönüşüm için Yeşil Ekonomi” başlıklı sunumunda konuşan Teke, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun son 800 bin yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını belirterek iklim krizinin artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade etti.
Türkiye’nin emisyon azaltım hedeflerini değerlendiren Teke, mevcut politikaların daha somut ve kararlı adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Döngüsel ekonomi modelleri ve Amsterdam’da uygulanan “Simit Ekonomisi” yaklaşımını örnek gösteren Teke, kuşaklar arası adaletin gözetildiği sürdürülebilir kalkınma anlayışının önemine dikkat çekti.
Paydaş Katılımı ve İklim Adaleti Tartışıldı
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı ve Proje Koordinatörü Onur Akgül ise “Adil Geçiş Perspektifinde İklim Adaleti ve Paydaş Katılımı” başlıklı sunumunda iklim krizinin sosyal ve ekonomik etkilerine odaklandı.
Küresel deniz seviyesindeki yükselişin bazı ada topluluklarını yaşanamaz hale getirdiğini belirten Akgül, enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığın yerel halk sağlığı ve ekonomik yapı üzerinde ciddi etkiler yarattığını söyledi. Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santral örneğini değerlendiren Akgül, iklim politikalarının yalnızca teknik değil aynı zamanda sosyal adalet boyutuyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
COP31 Sürecinde Türkiye’nin Stratejik Rolü
GREENPEACE Türkiye Direktörü Berkan Özyer de “COP31 ve Türkiye’de İklim Hareketi” başlıklı konuşmasında Türkiye’nin küresel iklim diplomasisindeki rolüne dikkat çekti. Özyer, Afşin-Elbistan bölgesinde yürütülen saha çalışmalarına değinerek fosil yakıt yatırımlarının tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Türkiye’nin COP31 sürecinde “orta güç” olarak önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini belirten Özyer, resmi zirvelerin yanı sıra sivil toplumun organize ettiği “Halkların İklim Zirvesi” gibi platformların da büyük önem taşıdığını vurguladı.
Nükleer Enerji ve Risk Yönetimi Gündemdeydi
Sempozyumun dikkat çeken başlıklarından biri de nükleer enerji politikaları oldu. nükleersiz.org Koordinatörü ve Sosyolog Dr. Öğr. Gör. Pınar Demircan, “İklim Siyaseti ve Nükleer Enerji: Sivil Toplum için Yeni Bir Mücadele Alanı” başlıklı sunumunda nükleer enerji yatırımlarının çevresel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi. Demircan, uranyum madenciliğinden atık yönetimine kadar tüm süreçler dikkate alındığında nükleer enerjinin ciddi çevresel riskler barındırdığını belirtti. Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurumsal yapısı ve risk yönetimi süreçlerine de değinen Demircan, enerji politikalarında şeffaflık, demokratik katılım ve kamusal sağlık ilkelerinin esas alınması gerektiğini söyledi.
Emek, Ekoloji ve İnsan Hakları Boyutu Ele Alındı
Etkinliğin soru-cevap bölümünde ise çevre politikaları ile ekonomik gerçeklikler arasındaki denge tartışıldı. Konuşmacılar, “adil geçiş” mekanizmalarının özellikle madencilik ve enerji sektöründe çalışan işçilerin hak kaybı yaşamaması açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Sendikaların ve emek örgütlerinin dönüşüm süreçlerine aktif katılım göstermesi gerektiği ifade edilirken, plansız santral kapanmalarının yerel ekonomiler üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği vurgulandı. Ayrıca COP28 Dubai Zirvesi’nde ilk kez kabul edilen “fosil yakıtlardan uzaklaşma” kararının iklim hukuku açısından tarihi bir dönüm noktası olduğu kaydedildi.
Teşekkür Belgeleri Takdim Edildi
Sempozyumun kapanışında, iklim adaleti ve sivil toplum alanındaki katkılarından dolayı konuşmacılara İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, iklim hedeflerine ulaşmada akademik bilgi birikimi ile toplumsal katılımın birlikte güçlendirilmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


